Sensizlikten üşürken senli düşlerde ısınıyorum…
Zamanlardan bir zaman, günlerden de herhangi bir gün dilimde yürekler dolusu türkü, gözlerimde hafif nem eh bir de hafif tebessümle renklenince; her şey bir başka oluyor işte!?!
Issız bir gecenin sokağındayım yine, mumlarımı yaktım. Gitarımın telleri paslandı paslanacak onu da alıyorum elime. “Hadi beh utandırma beh dazlağım beni en güzel melodiler çıksın” diye fısıldıyorum. Hemen dile geliyor. Önce “Güneş küsmüş şavkımıyor, ah sensiz zerdali güzeli gözlerinle bak bana” diyorum. Söylerken nasıl da pay biçiyorum kendime!?! Keder eş oldu yenemiyorum ah sensiz… Sensizliğin kederini bile seviyorum o an. Sensizlik bana senli hayaller kurdurtuyor. Sensizlik beni âşık bir hayalperest kılıyor. Türkü bitiyor dilimde, ben hayallere devam ediyorum. Dazlak tellerinde gezen parmaklarıma usulca eşlik ediyor. Halime gülümsüyorum.
Mumun alevi titriyor, içimdeki hasret titriyor yüreğimin derinliklerinde bir yerde. Hasretten üşür mü insan?!? Üşüyormuş!?! Sonra yine hayalperestliğe dönüyorum. İçim ısınıyor. Sensizlikten üşürken senli düşlerde ısınıyorum. Senli düşlere sarılıyorum. Avuçlarım terliyor, parmak uçlarım acıyor. Dazlak ağlıyor, ben nemli gözlerimle gülümsüyorum…
21.06.11 – 00.10
Semiha BAYRAKTAR